Acıbadem Spor Kulübünce düzenlenen jimnastik yarışmalarında Deniz ilk madalyasını aldı. Deniz öğretmenleri Svetlana ve Natali ile birlikte çok mutlu oldu.[ Devamı ]
Kasım Öğretmenden Öğrencisine Ziyaret
Güneysu Merkez İlkokulunda uzun yıllar müdürlük yapan pek çok öğrenci yetiştiren Kasım Yıldız öğrencisi Cahit İstikbal'i ziyaret etti. [ Devamı ]
Deniz ve Hazal Yarıyıl Tatilinde Uludağda
Deniz ve Hazal Yarıyıl tatilini Uludağ'da geçiriyor. Defne de onlarla birlikte. Hep birlikte kayak yapmasını öğrenecekler.
Abdullah İmamoğlu, Öğrencisini Yıllar Sonra Buldu.. Güneysu Ortaokulunda 1975-1977 yılları arasında öğretmenlik yapan Abdullah İmamoğlu, o yıllardaki öğrencisi Cahit İstikbal'i Harem Kılavuzluk İstasyonunda ziyaret etti.
Deniz, Erdil Eğitim Kurumları tarafından düzenlenen "Cumhuriyet Bayramı" konulu resim yarışmasında 300 katılımcı arasında 2. oldu. Deniz, ödülünü dün düzenlenen törenle aldı.
Annemin süt kardeşi,dayım olmasıyla değil, hep en çok sevdiğim ilk öğretmenim olarak anımsadığım güzel insan/büyük insan Hakkı İstibal'e ilk önce yüce Allah'tan sonsuz rahmet diliyorum. Öğretmenim gerçek bir aydınlatıcıydı,rehberdi,liderdi.
Defne ve Deniz Paris'teydi. Paris'te Louvre Müzesi, Versailles Sarayı, Chams Elysees gibi yerleri gezen Defne ve Deniz; Bu ziyaretlerinde iki günlerini de Euro Disneyland'a ayırmayı ihmal etmediler!
Mustafa kemal 5. Orduda Arap ırkından olan askerlere daha özel muamele yapıldığını ve Anadolu çocuklarından daha üstün tutulduklarını gördükçe müteessir oluyordu. -Osmanlılığın telkin ettiği bu aşağılık duygudan ne zaman kurtulacağız diyordu. Aynı ıstırabı bende duyuyordum. Yafa da Mustafa Kemal in bölüğünde alaydan yetişmiş Makedonya Türkleri nden yaşlı bir yüzbaşı vardı. Yüzbaşı Anadolulu kıta çavuşlarına karşı şiddetli davranıyor, yeni erlere karşı ise lüzumundan fazla müsamaha gösteriyordu. Onların azarlanmasına, hırpalanmasına gönlü razı olmuyordu. Mustafa Kemal, başından geçen bir olayı şöyle anlattı: -"Bir gün Makedonyalı yüzbaşı, kıta çavuşlarından birini bölük kumandanlığı odasına çağırdı. Müfit ile ben de orada idik. Çavuş sağlam yapılı ve yakışıklı bir Türk delikanlısı idi. Yüzbaşı gencin onurunu kıracak şekilde azarlamaya başladı. Daha ziyade mensup olduğu ırka hücum ediyordu. -Sen, diyordu, nasıl olurda necip Arap kavmine mensup peygamber efendimizin mübarek soyundan gelen bu çocuklara sert davranır, ağır sözler söylersin Kendini iyi bil, sen onların ayağına su bile dökemezsin. Gibi gittikçe manasızlaşan sözlerle hakaret ediyordu. Sesi yükseldikçe yükseliyordu. Çavuşun yüzündeki ifadeye baktım. Önce bir babaya duyulan saygının samimiyeti okunan çizgiler sertleşmeye, içten gelen bir isyanın ateşleri gözlerinden okunmaya başladı, fakat gerçek itaatin sembolü olan Türk askeri gibi iç duygularını gemlemeye çalıştı. Göz pınarlarından tanelenen yaşlar yanaklarından döküldü. Dayanamadım. - Yüzbaşı efendi susunuz! diye bağırdım, birden şaşırdı, sözlerin bizden onay görmesini beklediği anlaşılıyordu. - Yoksa fena bir şey mi söyledim -Evet, çok fena hareket ettiniz, buna hakkınız yok, bu erlerin bağlı bulunduğu Arap kavmi birçok bakımdan necip olabilir, fakat senin de benim de, Müfid in de ve çavuşun da mensup olduğumuz kavmin de büyük ve asil bir millet olduğu asla inkar edilemez bir gerçektir. Yüzbaşı başını önüne eğdi, utanmıştı. Çok yıllar sonra, bir gün Ankara da beni de şahit göstererek anlattığı bu hakiki olay karşısında görüşü şu idi: Bu ve buna benzer hadiseler, Türk aydınlarının kendi kendisini bilmemesinden ve başka milletlerde şu veya bu sebeple üstünlük olduğunu sanarak, kendini onlardan aşağı görmesinden doğmaktadır. Bu yanlış görüşe son vermek için Türklüğümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanımak ve tanıtmak şarttır. Mustafa Kemal in, Türk Tarih Kurumu nu kurmasının en büyük nedeni bu asil düşüncede aranmalıdır. Türk Milleti nin asaletine, büyüklüğüne bütün Türklerin inanmasını ve bunu iftiharla savunmasını hayatı boyunca amaç edinmiştir. Milletine: -"Ne mutlu Türküm diyene! Hitabıyla seslendiği zaman, buna bütün mevcudiyeti ve samimiyeti ile inanmıştı.